Sevgili Günlük
Günlerden bugün (ki tarih verecek olursam saatim ayın 26’sını gösteriyor. Ama ne kadar doğrudur bilemem zira saatim bozuk olmasına rağmen günde iki kere değil bir kere bile doğruyu gösteremiyor) pek bir şey yaşamadım. Ama madem tarihe bir not düşmek peşindeyim bir kaç söz yazsam iyi olur diye düşünüyorum.
Sabah, her zamanki gibi yeni güne güzel başladım ve hatıralarımla birlikte küfürlerim de geldi aklıma. E haliyle küfrediyor insan. Pencereden dışarıya bakıverdim şöyle üstünkörü. Her gün aynı günü yaşıyor gibiyim. Her türlü rutin işimi yaparken günün en önemli, en kayda değer olayını yaşadım sayın okuyucu; üsütme su döktüm. Buna da tam küfredecekken umursamaz, siktiredici yanım devreye girdi. Pek takılmadım anlayacağın.
Okula ulaştım. Küfretmekten yorulduğum derslere girdim falan derken tüm dünyadaki hayatın akışını değiştiricek olayların başlayacağını belirten zili duydum. Zilin sesiyle beraber saniyeler akmaya başladı. Bahçede bir tüy gördüm, uçuşuyordu rüzgarın sayesinde. Sanki kendisini izlememi istiyormuş gibi dans etti. İlerledi. Peşinden gittim ben de. Ben yoluma devam ederken sol tarafımda bir çalı gördüm. Kıpırdanıyordu kendi çapında. Etrafına da bir kaç kız dizilmiş, hayretle izliyorlardı. İçinden uçarak kanatlı kırmızı bir şey çıktı. Büyükçe bir kertenkeleye benziyordu. Üstünde çok durmadım. Neyse, tüy diyorduk. Tüy parıldayarak ilerledi ve ben de takip ettim. (Kendimin parıldayıp parıldamadığını bilmiyorum. Dışarıdan herhangi bir gözlemci bunu belirtmedi ve ben de tüyle meşguldüm zaten.) En sonunda rüzgar dinmiş ve elbette tüy de yer çekimine yenik düşmüştü. Tüy yere değdiğinde bütün o parıltısı gitti ve etrafıma bakındım ben de. Bulunduğumuz yer sınıftan başka bir yer değildi.
Yıllar gibi geçen saatlerden sonra yaşlanmış olan bendeniz, karincayiyen, büyük bir çabayla, uğruna savaş vererek, göğüs göğüse çarpışarak (çarşı çok kalabalıktı.) evime ulaştım. Eve girer girmez tüm camları açtım ve bütün o serin havayı içime çektim, Ciğerlerim doldu taştı. Yer kaynıyordu ve dışarısı çok sıcaktı ama fizik kurallarının üstünlüğü karşısında her şey acizdi ve literatürde cereyan diye geçen mükemmel sistem karşısında sıcak havanın esamesi bile okunmuyordu. Gün boyunca anlamlandıramadığım şey ise neden sokakların beyaz tavşanlarla doluğ taştığıydı. Bunun cevabını bilemiyorum ve bilemeyeceğim de sanırım.
İşte böyle sıkıcıydı günüm. Bugünüm de dünümün aynısı.
Hayat ne tuhaf? Vapurlar filan…