Elim ağrıyor gereksiz kafamla birlikte.
Kendini sevebilmeli belki de yaşamak için. Öyle olsa gerek. Sevmezse insan kendini, sevemezse eğer hayatı ne hal olur düşünsenize? Düşünmeyin ya da. Fazla düşünme dinden çıkarsın demişler ne de olsa. Bazen de gerek kalmaz düşünmene kendini o hal ve durumun içinde buluverirsin kendini. Yaşın çok olmayabilir. Benimki 17 mesela. Öyledir ki 80 yıl yaşamak için az gelir sana. Yetmez insanların çok uzun yol var önümde dediği vakitler. İçin çürümüştür belki de. Küllerinden doğamayabilir içindeki. Sürünür durur. O halde ne yaparsın? Yapabileceğin hiçbir şey olmasa da hayat devam eder ki en pis yanı da budur. Nihilizme sürükler adamı. Diş fırçalayamaz olursun bu korkudan. Bu hissin yaşamanın getirdiği korkudan. Yaşadıkların düşüncelerinde eşit nitelikte olmayabilir. Hiç yaşamamış olabilirsin bile 17 yılda. Düşünürsün ve düşünmeye devam edersin. Düşüncelerin dışında hiçbir şey yoktur elinde. Tek parmağında çubuk tutarsın dengede ve müzik zevkindir elinde olan tek şey. Belki de insanlara karşı olan anlayışın yine tahammülsüzlüğünün yanında. Zıtlıkları anlayabildiğini sanmışsındır ama aslında o iş hiç de öyle değildir. Bilebilir misin? Bildiğini sanmaktan öteye nasıl geçebilirsin? Peki ya ötesi neresi? İşte tüm sorular aklındayken bir de çalışman gerekirse, istenirse ne yaparsın? Bunu düşünmeni istiyorum. Düşünüyorum da. Sonra kafam acıyor. Kafam hep acıyor. Baş ağrısını evvela sinüzite bağlayan pek şahane doktorlar bunu da bilirler mi? Onlar da düşünmüştürler belki. Koskoca doktor dersin. Ama senden başkası, bu durumda benden başkası yalandır. Aşık olamazsın mesela. Seversin, takıntı yaparsın ama aşkın sadece hormonlardan ibaret olduğunu düşünürsün, bilirsin. Gerçek böyledir. Senin gerçeğin. İnsanlar ve düşünceleri üzeine binlerce kez düşünürsün, yazarsın, yazmaktan elin ağrır, düşünmeye devam edersin de anlatamazsın. Kavradığını düşündüğünde saçma şeyler olur. Saçma şeyler gelir aklına. Sevişirler. Sevişirsin. Endorfindir seni mutlu eden fakat sentezleyemezsin yeteri kadar. Mutlu olamazsın en mutlu olacağını düşündüğün anda bile. Sürekli bir boşluk sürekli bir istikrarsızlık belki, belki de kocaman bir doyumsuzluk hissi. İsteksizliği de eklemeli. Devamı da gelir elbet.