İmaj değil, özkütle her şeydir asıl.

     Denizin dibindeki domatesten ne farkımız var ki? Kendi halimizde sürünüyoruz bir nevi. Tıpkı onlar gibi biz de akşam geldiği vakit yapayalnızız.

     Birkaç gezgin dışında kendimle çelişmemeye çalışıyorum fakat namümkün, ne mümkün? Böylesi bir sistem içerisinde özellikle. Gerçi bir başkası hakkında bir başka fikrim de yok ya “Ney nasıl olur?” deyü. Yine de merak ediyor insan domates olsa bile “Suyun üzeri nasıldır?” deyü.

     Yani kocaman bir taş düşünüyorum üzerinde devasa küçüklükte bir anemon; hoş bir lale. Şimdi bu taş göt müdür nedir? Balık mıdır? Balıksa, beni hatırlar mı eskilerden?

    Esneme hareketlerimden sonrası biraz flu azıcık da net gibi. Emin olamıyorum çünkü entropi bu, durmak bilmez. Peki o zaman merak etmez mi domates suyun altında da olsa “İnsanlar basit bir kalemle bile nasıl oksimorona giriyorlar?” deyü. Basit bir kalem yahu altı üstü bir kalem. Suyun altındaki, dibe vurmuş bir domatese hiçbir anlam ifade etmese de basit bir kalem.