Bilemedim ki böyle sorunca.

     Kendinden geçercesine yaşayan insanlar var. Yaşamın özü olmuş, ona dokunmuş insanlar. her nefeslerini tutkuyla alan insanların hayatı benim yaşamak istediğim. Ben boş oturup sıkılmaktansa yaşamak isterim.

     Yaşamayı bilmem ben. Hayatın güzelliklerini görmeden harcıyorum ömrümü, en güzel anlarımı. Güzel bir kızı koklamak gönlümce, hissetmek, hissedebilmek isterim. Kanım seyrelene kadar içmek, beynimin suyunu sıkarcasına uçmak benim gönlümdeki. Yazmak değil, oturmak değil. Yaşamak bu değil. Tanımadığım bedenlerde kendimi aramaktır yaşamak. Önemsemediğim ruhların dudaklarını öpmek, yaşamak. Kendimden geçmek gerek. Hayatın içimden aktığını hissetmek, kendimi unutup bu döngüde var olmak.

     Antik bir Yunan olsam dithrambos’lara katılmak isterdim. Kuş olsam en yükseğe uçmak martı gibi ya da balık olsam yeni denizler keşfetmek isterdim. Onun yerine karıncayiyen oldum. Sıkıntıdan ölmek üzereyim. Bir o kadar da yalnızım elbet. 

     Şikayetim yaşayamamak. Uğraştım mı hiç? O kadar çok karınca vardı ki, üşendim, utandım, yapamadım.