Ne de hoş olurdu yapsaydın.
Varlığı şüpheli ruhumu sevmiyorum. Kendimi sevmiyorum. Yabancıları sevmem ben. Bu yüzden belki de sonsuz sıkılmalarım. Aslında varlığımdan sıkılmışım ben. Anlamsız geldiğinden belki de her şey, amaçsız kalmışım.
Amacı olmayan birisi varlığını nasıl açıklar? Varlığını açıklamaktan aciz, kendisine yabancı bir ruh nasıl da sürüklenir! Öyleki yaşama aç kalır. Etkilenir tutkuyla yanan her ateşten, tutuşmak ister sahip olamadığı tutkuyla da yapamaz. Yapamadıkça büyür içindeki şey. Sığamazmış gibi olur bazen, ağlayıp atmak istersin içinden. Ağlayamazsın, içinde bir şeyleri öldürür, bir şeyleri yutar, yer açar kendine. Azalarak biter benliğin. Yavaşça yitip gidersin. Gitmek istersin, uzaklaşmak istersin bütün bunlardan. Gitsen bile kendinden kaçamayacağını bilmez misin? Her şeyden, herkesten, her yerden sıkılırsın da aslında tek sıkıldığın sensindir. İşte öyle ölmek istersin de her gün ölmekten sıkılırsın. Yapamazsın. YAPAMAZSIN.