7:00 A.M.

     Saat 7:00. Uyandım ve ben yine ölüyorum. Sebebi nedir, nedendir bilemiyorum. Dibi olmayan kuyuda düşmek gibi hissiyatı nefsim.

     Saat 7:00 ve ben yeni uyandım. Belki de ergenliğimin doruk noktasındayım, belki de sebebi gecenin o yoğunluğuna olan yoksunluğum, belki de sadece açım, susadım ve de alışamadım ışığa, getirdiklerine. Ben hiç yeni bir gün olsun istemedim. Nasıl isteyebilirim, var olan beni sıkıyorken. Hiç sıkıntımı nasıl tarif edebilirim bilemedim. Anlatmakta iyi değildim, değilim de zaten. Biraz selüloz biraz da mürekkep bizimkisi. Ne yaptığımı bilmeden açıldım 7 denize.

     Saat 7:00. 1 bardak suyumu içtim. Artık serin ve kuru olmayan bir boğazım var. Bakıyorum pencereden güneş doğmuş. Gün, aydın. Bakıyorum içime kabim kararmış. Rüzgarlı bir hava hakim, yer yer parçalı bulutlu yer yer yağışlı. Saatin ne olduğundan bağımsız, ne ay ne güneş var tepede. Yer çekimi katbekat fazla . Müthiş bir ağırzlık var üzerimde. biriken her gözyaşım daha da ağırlaştırıyor içimi. Sevilmemekten korkuyorum. Sevilmiyorum en nihayetinde. Bunu kabullenebilirim ama ben kendimi de sevmiyorum ki.